21 Nisan 2010 Çarşamba

Kist de Olsa Tiroid Kanseri Olabilir!

Her tiroid nodülünde kanser riski mevcuttur.

2009 yılında yayınlanan bir araştırmada, kistik veya yarı kistik nodüllerde de tiroid kanseri görülme riski %5 olarak saptandı (Thyroid). Bu son araştırma sonucu da bize gösteriyor ki, nodülün ultrasonografide kist mi yoksa katı içerikli mi olduğuna bakılmaksızın her nodüle mutlaka tedavi öncesinde imce iğne biyopsisi yapılmalıdır.

Genel olarak, içi hücre dolu (sellüler, hücresel, katı) nodüllerde tiroid kanseri riskinin daha yüksek olduğu kabul edilir. Zaten tiroid nodüllerinde genel kanser riski %5 olarak kabul edilmekteydi, ancak kistik nodüllerde bu riskin daha düşük olduğu hatta kanser olmayacağı iddia edilirdi. Öyle ki, bir çok uzman hekim, kanser riski yok diye tiroidin kistik nodüllerine biyopsi bile yapmazdı.

13 Nisan 2010 Salı

Değişen Genler Tiroid Adenomu Yapabiliyor.

2009 yılında Thyroid dergisinde yayınlanan bir makalede, folliküler adenom hastalığının bir genetik mutasyonla ilişkisi açıklanmıştır. Bu genetik mutasyona neyin neden olduğu ise henüz bilinmiyor.

Folliküler adenom, daha çok iyot eksikliği olan bölgelere yaşayan insanlarda görülür. Özellikle hiperaktif folliküler adenomu olan hastalarda tedavi güç ve hekimi zorlayıcıdır çünkü fazladan tiroid hormonu da salgılar, zehirli guatr’a neden olur.

Tiroid folliküler adenomu oldukça ciddi bir nodül türüdür. Bu tiroid hastalığına “nodül” demek dahi her zaman doğru olmayabilir.

Yaşlı hastalarda ortaya çıkan folliküler adenom, salgıladığı aşırı tiroid hormonu nedeniyle kalbi zorlar, ritmi bozar, tanısı zor konulur. Tanı koymak ve tedavi etmek gecikirse kalp yetmezliğine neden olabilir.

Ayrıca, folliküler adenomun daha sonraki yıllarda folliküler kansere dönüşme endişesi, tiroidle uğraşan bütün hekimlerde uzun yıllardır mevcut lan bir endişedir.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Tiroid Medüller Kanser Tedavisinde 131-MIBG Tedavisi

Tiroid medüller kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri (cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra medüller tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG (meta iyodo benzil guanidin) verilir.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid medüller kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu damla damla verilir; özel bir aparatla hastaya uygulanır. Allerjik reaksiyon ortaya çıkabilir. Devamlı hekim gözetiminde uygulanması gereken bir tedavidir.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG tiroid kanser hücreleri tarafından tutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

Tiroid Folliküler Kanseri Tedavisinde İyot-131 Tedavisi

Tiroid folliküler kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri(cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.

Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra folliküler tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) radyoaktif iyot RAİ verilir.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir.

İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

Tiroid Papiller Kanseri Tedavisinde İyot-131 Tedavisi

Tiroid papiller kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri (cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.

Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır. Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra papiller tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) radyoaktif iyot RAİ verilir.

Bu radyoaktif iyot (iyot-131) ağız yoluyla alınır (yutulur). Sıvı veya kapsül halinde radyoaktif iyot kullanılır. Kapsül formu tercih edilmelidir; sıvı radyoaktif iyot tercih edildiğinde tedavi sonrasında tükrük bezelerinin kuruması daha sık görülmektedir.

Ayrıca, sıvı radyoaktif iyot kullanıldığında yemek borusunun (ösefagus)gereksiz yere daha fazla radyasyona maruz kalması söz konusudur.Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.

Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır. Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Tiroid Hastaları: Sigarayı Bırakın

Sigara içmek, vücutta bir çok hastalığa neden olmaktadır. Özellikle akciğer kanseri, mide kanseri, mesane kanseri, yemek borusu (ösefagus) kanseri, ağız içi kanserleri, astım ve kalp hastalıkları ilk sırada sayılan sigaraya bağlı hastalıklardır.

Ancak, son yıllarda sigara ile tiroid hastalıkları arasında ciddi ilişkiler olduğu nortaya çıkmıştır. Şahsi klinik tecrübelerim de bu yöndedir.Özellikle tiroidit, yani tiroid iltihabı, zehirli guatr ile sigara arasında yakın bir ilişki mevcuttur.

Sigara içmenin bu hastalıklara neden olup olmadığı halen tartışılmaktadır. Ancak, kesin olan bir şey var ki; sigara içenlerde tiroid iltihapları ve zehirli gautr tedavisi çok gecikmekte, güçleşmekte ve hatta bazen imkansız hale gelmektedir.

Sigara içen hastalarda; gerek zehirli guatrda gerekse tiroid iltihaplarında (örneğin Haşimoto hastalığında) önemli bir rol oynayan tiroid oto-antikorlarının tedavi ile düşmesi neredeyse imkansızdır. Bu hastalarda sigara bırakıldıktan bir süre sonra tedaviye daha olumlu sonuç alınabilmektedir.

Unutmama gerekir ki tiroid iltihapları tiroid papiller kanseri gelişimi için bir zemin oluşturmaktadır (tiroid iltihabı olanlarda olanlarda tiroid papiller kanseri daha sık görülmektedir).

Tiroid hastalarında şişmanlık ve kolesterol sorunu daha sık görüldüğü de ayrı bir gerçektir. Sigara içen tiroid hastalarında özellikle hipotiroidlerde iyi kolesterol (HDL) düşüklüğü sık görülmektedir. Bu da kalp krizi riskini artırmaktadır.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Tiroid Nodüllerinde Kanser Riski Vardır: Önce Biyopsi, Sonra Tedavi

Kanser Riski!
Tiroid nodüllerinin kanser riskini saptamadan tedaviye başlamak yanlıştır, yanıltıcıdır.

Her tiroid nodülünün kanser riski vardır. Ilık ve sıcak nodüllerde kanser riski yaklaşık %5 (25 nodülden 1'i) kanserdir, soğuk nodüllerin %25'i (her 4 nodülden 1'i) kanserdir. Bu gerçek ortada dururken nodüle dönük ameliyatsız ve hatta ameliyat tedavisi uygulamak ciddi sorunları da beraberinde getirir. Nodüle biyopsi yapmadan ameliyatsız tedavi uygulanırsa ve hastada kanser varsa kanser tedavisinde gecikmeye neden olunur.

Nodüle biyopsi yapmadan ameliyat yapılırsa ve hastada kanser olduğu ameliyat sonrasında ortaya çıkarsa hastanın tiroidinin tümünü çıkarmak için tekrar ameliyat etmek gerekir (2.ameliyat); çünkü tiroid nodül ameliyatında tiroidin büyük bir kısmı çıkarılırken tiroid kanser ameliyatında tiroidin tamamı ve çevresindeki lanf düğümleri de çıkarılmalıdır. 2.ameliyat ise risklidir, hastalar sesini kaybedebilir. Halbuki ameliyat öncesinde kanser oılduğuı ortaya konursa tek bir ameliyatta tiroidin tamamı ve çevresel lenf düğümleri (cervicocentral lymph nodes) çıkarılır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Tiroit mi Tiroid mi?

Tiroid, bir hastalık ismi değildir. Tiroid, herkeste bulunan bir organdır. Tiroid, hormon üretir ve kanımıza verir. Bu hormon ise vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ömür boyunca bu hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun adı "tiroksin" dir.

Tiroksin, vücudumuzda T3 ve T4 şeklinde bulunur. Bu hormondan başka, halk arasında daha az bilinen diğer bir hormon daha tiroid tarafından üretilir. Bu hormona "kalsitonin" deriz. Kemik metabolizması ile ilgilidir.

Tiroid'e, "tiroid bezesi, tiroid guddesi" de denir. "Tiroid" ile "tiroit" aynı anlama gelir. Türk Dil Kurumu, "tiroit" kelimesini tercih ederken günlük kullanımda "tiroid" daha çok tercih edilen kelimedir.

Tiroid, boğazımızda ön tarafta, adem elması ismi verilen çıkıntının hemen altında yerleşmiştir. Karşıdan görünümü "U" harfine benzer. Kelebeğe benzeten de vardır ama biz bu benzetmeye pek katılmıyoruz.

Tiroid'in sağ ve solunda kalpten temiz kanı beyine taşıyan şah damarı olarak isimlendirdiğimiz ana atardamarlarımız ve bununların dış tarafında da beyinden kullanılmış kanı kalbe getiren toplar damarlarımız vardır.

Tiroid'in altından, sağından ve solundan ses tellerini hareket ettiren sinirler ve onların dalları geçer. Bu sinirler, sağ ve sol olmak üzere 2 tanedir. Bu sinirlerin yerleşimi ve dallanması kişisel değişiklikler gösterir. O nedenle ameliyat sırasında cerrahı yanıltabilir. Bu sinirler çok önemlidir. Eğer bu sinirler ameliyatta zarar görürse veya tiroid kanseri tarafından sarılırsa ses kısıklığı ve ses kaybı olabilir.

Tiroid'in arka iç yüzüne gömülü ve yapışık, 4 tane, mercimek tanesi büyüklüğünde, kalsiyum bezesi (paratiroid bezeleri) vardır. Bu kalsiyum bezelerinin sayısı 1 ile 6 arasında değişebilir. Tiroid'in ameliyatlarında, kaçınılmaz olarak, bu kalsiyum bezelerinin de biri veya birkaçı veya hepsi çıkarılıp alınabilir. Bu durumda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve destekleyici başka ilaçlar da kullanması gerekir. Aksi halde, ameliyat sonrasında kemik erimesi hızlanır. Zaten, ameliyatla bu kalsiyum bezeleri alınmasa dahi tiroid hastalıklarının bir çoğu ve hatta tiroid ilaçlarının kendisi kemiklerde erime yapabilir.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Tiroid Kanserlerinde Ameliyat Sonrası Tedavi

Tiroid kanserilerinde tek başına ameliyat ile tedavi edilemez; ameliyat sonrasında yapılacak tedaviler en az ameliyat kadar önemli ve hayatidir.

Papiller Kanser ve Folliküler Kanser’de Ameliyat Sonrasında Tedavi:

Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz radyoaktif iyot (İYOT-131) uygulanır.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.

Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.

Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır. Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.

Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır.

Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.

Tiroid Kanserlerinde Ameliyat

Tiroid kanserinin ameliyatı; tiroid bezesinin ve çevresindeki lenf düğümlerinin tek bir defada çıkarılmasıdır (tıbbi adıyla total tiroidektomi ve regional lenfadenektomi).

Tiroid nodülü ameliyatlarından önce ince iğne biyopsisi yapılması, nodülde kanser olup olmadığının anlaşılmasına hizmet eder.

Böylece, ameliyata girmeden önce, hasta, kanser olmayan nodül ameliyatına mı yoksa kanserli nodül ameliyatına mı gireceğini bilir, tıbbi ve cerrahi hazırlıklar ona göre yapılır, kanser ise yukarıda tanımlanan kanser ameliyat tekniği uygulanır.

Ameliyatta çıkarılan kanserli doku patoloji uzmanınca çok ayrıntılı incelenmeli ve raporda bu ayrıntılar belirtilmelidir.

Bu ayrıntılar;tiroid kanserinin cinsi, kanserin tamamının çıkıp çıkmadığı, kanserin kendi kapsülünü geçip hçmediği, kanserin tiroid zarını geçip geçmediği, kanserin tiroid içinde başka bir odak oluşturup oluşturmadığı, lenf düğümlerine ve damarlara sıçrama olup olmadığı, tiroid çevresindeki damar, sinir ve adele dokusuna sıçrama olup olmadığı, bazı genetik incelemeler'den ibarettir.

İnce iğne biyopsisi sonucunda kanser olduğunun belirlenmesi hastaya en uygun koşullarda ameliyat yapılması imkanı verir.

Ayrıca, daha önceden iğne biyopsisi yapılmış veya yapılmamış olsun, her tiroid ameliyatı sırasında hızlı mikroskopik inceleme (frozen) yapılması uygun olur.

Ameliyat sırasında hızlı mikroskopik inceleme ile hastada kanser olup olmadığı ortaya konulduktan sonra ameliyatın genişletilip tiroid bezesinin tümünün çıkarılması en uygun cerrahi stratejidir. Kanser ameliyatlarında, tiroidin çevresindeki lenf düğümleri de alınmalı ve kanserin bu düğümlere sıçrayıp sıçramadığı ortaya konmalıdır.

Ameliyat sonrasında yapılacak diğer tedavilerde ve takipte bu konu çok önem taşır. Ameliyat sonrasında kanser olduğu anlaşılan ve tiroid bezesinin bir kısmı çıkarılmadan bırakılmış hastalarda; kanserin boyutuna bakılmaksızın ikinci bir ameliyatla tiroid bezesinin geriye kalan bölümü ve çevredeki lenf düğümleri tümüyle çıkarılmalıdır.

Bu strateji takip edildiğinde; boyun bölgesinin bir kulaktan diğerine boydan boya kesilerek lenf düğümlerinin çıkarılması ameliyatı (boyun diseksiyonu) yapılmasına çoğunlukla gerek kalmaz. Aksi halde, yetersiz ameliyat ve yetersiz radyoaktif iyot tedavisi sonrasında kısa sürede tiroid kanseri lenf düğümlerine ve vücudun diğer bölgelerine yayılır ve hastanın tedavi şansı azalır, daha sonra yapılacak tedavi yeterince etkili olmayabilir.

Tiroid Ameliyatı Komplikasyonları

Tiroid Ameliyatlarında bir çok komplikasyon olabilir ancak bu komplikasyonların tamamı her hastada ortaya çıkmaz.

Ayrıca, tiroid cerrahisi konusunda tecrübe, eğitim ve yeterli bilgiye sahip bulunan tiroid cerrahları bu bu komplikasyonların oluşmaması için gereken tüm tedbirleri bilir, alır ve bu komplikasyonların çıkmasına izin vermez.

Yine de gerekli olmadıkça tiroid ameliyatlarının yapılmaması gerekir.

Tiroid Ameliyatı Sırasında veya Sonrasında Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar

1)Kanama: Özellikle, kanamanın ameliyat sonrasında durmayarak akciğerlere ve hava yollarını doldurup tıkaması,

2) Travma: Özellikle, ameliyat sırasında boyun'un aşırı gerilmresi sonucunda boyun fıtığı riski,

3) Genel anestezi sırasında gırtlağa yerleştirilen anestezi tüpünün gırtlak ve ses tellerinde tahriş ve ödem yapması (zamanla düzelir),

4) Ağrı: Ameliyat sonrasında özellikle ilk 6-12 saatte ameliyat yerinde ağrı oluşabilir (yeterli ağrı kesici kullanıldığında bu sorun önemli ölçüde giderilir),

5) Ses Kaybı: Ameliyat sırasında ses tellerine giden sinirlerin kesilmesi, koparılması veya hasarlanması sonucu gırtlağın içindeki ses telleri çalışamaz, felç olur. Ses kısıklığı, ses kaybı, uyku apnesi ve hatta ölüme kadar giden komplikasyonlar ortaya çıkar.

6) Kalsiyum bezelerinin çıkarılması Ameliyat sırasında tiroidin arka iç yüzüne yapışık, gömülü bulunan kalsiyum bezelerinin (paratiroid bezeleri) çıkarılan tiroid dokusu ile beraber alınması ve kemik erimesine neden olması
7) Gırtlak ve çevredeki dokulara zarar verilemesi: Bu tür sorunlar tiroid kanserlerinin tiroid çevresindeki damar, sinir ve gırtlağı sarması sonucunda ameliyatta bu kanserin tümünü çıkarma kaygısı nedeniyle olabilir. Ayrıca, kanserr olmayan tiroid hastalıklarında bu türden bir sorunun ortaya çıkması genellikle yeterli olamayan tecrübeye bağlı olabilir.

8) Kalıcı Kesi İzi Boyun bölgesinde ameliyata bağlı kesi izi (kolye kesisi),

9) Tiroid Krizi Zehirli guatr ameliyatlarında tiroid krizi ortaya çıkması: Tiroid krizinde hastanın ateşi aniden yükselip 42 dereceye kadar çıkabilir, kalp ritmi ileri düzeyde bozulur.Nedeni, kana aniden çok yüksek doz tiroid hormonu karışmasıdır. Bu durumda hastanın ölümü söz konusu olabilir.

10) Anestezi sorunları: Tiroid ameliyatında anestezi çok önemlidir ve genellikle bu ameliyata özgü pozisyon, ilaçlar, teknik ve malzeme kullanılır. Özellikle zehirli guatr ameliyatında hastanın kalbinin durması (fibrilasyon) görülebilir.

11) Hırsız kemik sendorumu: Özellikle zehirli gautr ameliyatı sırasında kendini belli eder, bir hafat kadar "sürebilir. İyi tedavi edilmezse hasta kalp sorunları nedeniyle kaybedilebilir.

Tiroid Kanseri Tam Olarak Tedavi Edilemezse Ne olur?

Her ne kadar tiroid kanseri yukarıda açıklanan yöntemlerle “tedavi edilebilir” kanserlerden olsa da tedavi edilmezse aynı diğer kanserler gibi yayılır ve olumsuz neticeler ortaya çıkar.

Papiller kanserde ölüm genellikle boyun bölgesindeki metastazların o bölgede bulunan hayati damar ve sinir yumaklarına ve demetlerine ulaşıp sarması ile ortaya çıkan tablo sonucunbda oluşur.

Folliküler kanserde ölüm ise genellikle beyin veya akciğer metastazı oluşur.

Medüller kanser en sıklıkla boyun bölgesine yayılsa da karaciğer, akciğer ve böbrek üsüt bezine de yayılarak ölüme neden olabilmektedir.

Anaplastik kanserde ölüm ise tümörün hem boyun bölgesine hem de uzak organlara yayılması ile ortaya çıkar; örneğin beyin metastazı en ciddi hayati risklerdendir. Bu kanser türünde ölüm nispeten daha kısa sürede gerçekleşir.

Tiroid Kanserli Hastalarda Hangi Sıklıkla İyot-131 Tüm Vücut Tarama Yapılmalıdır?

Papiller ve Folliküler kanserde TSH düzeyini yükselterek iyot-131 ile tarama artık eskisi kadar sık yapılmamalıdır.

Eskiden 6 ay gibi kısa aralıklarla daha sık yapılan bu tarama yöntemi artık yerini tek tiroglobulin ile takibe bırakmıştır.

Çünkü yapılan araştırmalarda yalnız iyot-131 tüm vücut tarama ile tek başına tiroglobulin ölçümleri yaparak takip etmek arasında bilimsel istatistiki bir fark olmadığı ortaya çıkmıştır.

En ideali hem iyot-131 tüm vücut tarama yapmak hem de aynı zamanda tiroglobulin ölçmektir; ama bu durumda da hastanın TSH düzeyini sık sık yükseltme ve hastayı gereksiz riske sokma durumu söz konusu olabilir.

Medüller kanserde takipte iyot-131 MIBG sintigrafisi tek tercih edilecek yöntemdir. Anaplastik kanserde ise takip amaçlı tüm vücut kemik sintigrafisi kullanılır.

Tiroid Kanserinde Tedavi Sonrası Takip

Tedavi sonrasında hastaların TSH düzeyleri hızla düşürülmelidir.

Unutmamak lazım ki, yüksek TSH, kanserin yeniden gelişmesine ve yayılmasına teşvik unsuru oluşturur.

Bu amaçla tiroksin hormonu tablet şeklinde her sabah kullanılır.

Belli aralıklarla tüm vücut iyot-131 tarama yapmak ve kanda tiroglobulin düzeyini ölçmek en temel takip yöntemleridir. Ancak, tüm vücut tarama sıklığı önemlidir. 6 ayda bir tarama yapmak önerilmez ve sakıncabilir. Bu konuda otoriteler arasında ciddi görüş ayrılığı mevcuttur. Tüm vücut tarama yapılması için her defasında TSH düzeyinin 50 ve üzerine çıkması gereklir. Bu amaçla hastanın ilaçlarını kesmesi veya bazı ilaçlarla TSH düzeyinin yükseltilmesi gerekir. TSH yükselmesi için bazen 1 ay kadar beklemek gerekebilmektedir. Bekleme süresi içinde tiroksin kullanılmaması hastada ciddi şikayetlere, sağlık sorunlarına ve "uyuyan" kanserin yayılmasına neden olabilir. Bu nedenle, sadece yayılma şüphesi duyulduğu zaman tüm vücut taraması yapmak, bunun dışında rutin devamlı vücut tarama yapmamak tavsiye edeceğimiz yoldur.

Tiroid medüller kanserin tedavi sonrası takibinde kalsitonin isimli hormon takip edilmeli; yükselme olursa metastaz (yayılma) olduğu akla getirilmelidir.

Medüller Kanserinde Ameliyat Sonrası Tedavi

Bu kanser türünün de bir kaç alt grubu olmakla birlikte tedavi stratejisinde ameliyat sonrasında yine radyoaktif iyot-131 ile işaretli yüksek doz MIBG kullanılmaktadır.

Burada en önemli husus, hastada tiroid dışındaki bölgelerden salgılanan diğer hormon ve hormon benzeri maddelerin de tedavi planı içine dahil edilmesidir.

Tiroid Kanserlerinde Tiroid'in Tümüyle Çıkarılması Zorunlu Mu?

Evet.

Gerekirse ikinci ameliyat muhakkak yapılmalıdır.

Kanserin boyutu ne olursa olsun tiroid bezesi tümden çıkarılmalıdır.

Aksi halde daha sonra uygulanacak tedaviler etkili olmaz.

Ülkemizde yaygın olarak tercih edildiği şekliyle, ilk ameliyatla tiroid bezesinin çoğunu çıkarıp geriye kalan bölümünü düşük doz radyoaktif iyot-131 ile yakmak ikinci ameliyat kadar etkili bir seçenek sunmaz.

Tiroid Kanseri Tedavisinde Güncel Yaklaşım

Tiroid kanserlerinin tedavisinde yeni anlayış tedavinin 3 aşamalı olduğunu ortaya koymaktadır:

1) Kanserin türüne bakılmaksızın tiroid bezesinin tümüyle çıkarılması.

2) Ameliyattan sonra papiller ve folliküler kanserde kanser boyutu ne olursa olsun muhakkak yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulanması, tiroid medüller kanserinde doz I-131 MIBG tedavisi uygulanması.

3) ömür boyu süren düzneli takip ve gerektiğinde radyoaktif iyot tedavisinin tekrarlanması.

Tiroid Kanseri Tedavisinde Benimsemediğimiz Yaklaşım

Uzun yıllar süren tartışmalarda papiller ve folliküler tiroid kanserlerinin ameliyatında tiroidin ancak bir kısmını almak, “bir parçasını bırakarak bunun hastaya gerekli tiroid hormonu salgılamasını” beklemek savunulurdu.

Ayrıca, bu hastalara yüksek doz iyot-131 tedavisi de uygulanması zorunlu olmadığı söylenirdi.

Bu görüşün yanlışlığı ne yzaık ki acı klinik tecrübelerle ortaya çıkmıştır. Bu görüşe artık hiç bir şekilde itibar edilmemelidir.

Lenf Bezelerinde Yayılmış Papiller Tiroid Kanserinde Tedavi ve Yaklaşım

Bazı merkezlerde papiller kanser olduğu İİAB ile veya ameliyat sırasında saptanan hastalara tiroid ameliyatı sırasında veya sonrasında bir de boyun ameliyatı yapılarak tek taraflı veya çift taraflı lenf bezeleri de “temzilenmektedir”.

Lenf bezelerine yayılmış papiller kanserlerde bu uygulama artık giderek terk edilmekte; lenf bezelerine yayılmış papiller kanserlerde bile tiroidin tümüyle çıkarılmasından sonra yüksek doz iyot-131 tedavisi uygulaması yapılmaktadır.

Çünkü papiller kanserlerin çoğunluğu iyot-131’i çok yüksek oranda tutmaktadır.

Tiroid Kanserinde Ameliyat Sonrası Tedavi Ana Hatları

Papiller Kanser ve Folliküler Kanser’de Ameliyat Sonrasında Tedavi:

Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulanır.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.

Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” (METASTAZ) yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.

Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.

Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır.

Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.

Tiroid Kanserlerinde Ameliyat

Tiroid nodülü ameliyatlarından önce İİAB yapılması ve bunun sonucunda kanser olduğunun belirlenmesi hastaya en uygun koşullarda ameliyat yapılması imkanı verir.

Ayrıca, kanser şüphesi yüksek hastalarda ameliyat sırasında hızlı mikroskopik inceleme (frozen) yapılması uygun olur.

Ameliyat sırasında hızlı mikroskopik inceleme ile hastada kanser olup olmadığı ortaya konulduktan sonra ameliyatın genişletilip tiroid bezesinin tümünün çıkarılması en uygun cerrahi stratejidir.

Kanser ameliyatlarında, tiroidin çevresindeki lenf düğümleri de alınmalı ve mikroskopik olarak kanserin bu düğümlere sıçrayıp sıçramadığı ortaya konmalıdır.

Ameliyat sonrasında kanser olduğu anlaşılan ve tiroid bezesinin bir kısmı çıkarılmadan bırakılmış hastalarda; kanserin boyutuna bakılmaksızın ikinci bir ameliyatla tiroid bezesinin geriye kalan bölümü de tümüyle çıkarılmalıdır.

Aksi halde daha sonra yapılacak tedavi de eksik kalır ve etkili olamaz.

Tiroid Kanserlerinde Tedavi Seçenekleri, Tedavi Yöntemleri ve Tedavi Stratejisi

Her tiroid kanserinde ameliyat ile tiroid bezesinin tümünün eksiksiz olarak çıkarılması zorunludur. Ameliyat ile tedavi tamamlanmaz; ameliyat tedavinin birinci aşamasıdır.

Ameliyat sonrasında radyoaktif iyot tedavisi, MIBG, radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.

Kanserin çeşidine göre değişmek üzere ameliyat sonrasında yapılacak tedaviler ile kanser tedavisi tamamlanır. Ancak hasta ömür boyunca takip edilir.

Tiroid Kanseri Tedavisi Ana Hatları

Tiroid kanserlerinde tedavi seçimi ve tedavinin başarısı, kanserin türüne ve yayılma derecesine bağlı olarak değişir.

Papiller tiroid kanseri ve folliküler tiroid kanseri; tedavisi doğru ve eksiksiz yapılmak şartı ile %100’e yakın oranda “tedavi edilebilen” kanserlerdir.

Medüller tiroid kanseri daha karmaşık ve daha ileri tedavi yapmak koşulu ile tedavi şansı son yıllarda çok artmış bir kanser türü iken anaplastik kanserde tedavi etkinliği özellikle gecikmiş vakalarda düşüktür.

Haşimoto (Haşimato) Hastalığında Tiroid Papiller Kanseri Daha Sık Görülmektedir.

Tiroid kanserlerinin en yaygını papiller kanserdir. Papiller kanser 2 gruba ayrılır:

1) Klasik tip (pür papiller tip; yani sadece papiller hücreler mevcuttur)

2) Mikst Tip (papiller + folliküler hücrelerin bir arada olduğu tip kanser)

Klasik papiller kanserler boyun ve çevresindeki lenf düğümlerine yayılır (metastaz) yapar; uzağa metastaz yapmaz.

Mikst papiller kanserler ise hem boyun ve çevresindeki lenf düğümlerine hem de akciğer ve diğer organlara uzak metastaz yapabilir.

Son yıllarda yayınlanmış biribirini doğrulayan bazı bilimsel makalelerde papiller kanser olan hastalarda tiroid iltihabı (tiroidit-Haşimoto Hastalığı) da mevcut olduğunu doğrulamaktadır.

Bizim de mesleki deneyimimiz bu yönde idi ve yıllardır Haşimoto hastalığının ciddiye alınmasını, özellikle bu hastalıkta ortaya çıkan nodüllerin kanserleşme olasılığının mevcut olduğunu vurgulamaktaydık.

Haşimoto hastalarında özellikle mikrokanser olarak adlandırılan ancak yayılma olasılığı mevcut olan papiller kanserlerin daha sık görüldüğü tiroid hastalıkları ile uğraşan bütün hekimlerin bildiği bir gerçektir.

23 Ağustos 2009 Pazar

Tiroid Medüller Kanseri: En Karmaşık Tiroit Kanseri

Tiroid Medüller Kanseri
Tiroid kanserlerinin en ilginç ve karmaşık tipini oluşturur. Tiroid kanserlerinin 4 tipi olduğu dikkate alınırsa; medüller kanserler; papiller ve folliküler kanserlerden sonra en sık görülen 3.sıradaki kanserlerdir.

Kalsitonin ve Tiroid Medüller Kanseri
Medüller kanserler; papiller ve folliküler kanserler tiroidin “tirosit” isimli hücrelerinden kaynaklanırken, medüller kanserler tiroidin “C-hücreleri”nin kanserleşmesi ile ortaya çıkar. C-hücreleri kalsitonin (calcitonin) isimli bir hormon üretir. Medüller kanserlerde kalsitonin üretimi artar. Bu nedenle tiroid nodülü olan bir hastada kanda kalsitonin ölçümü yapıldığında yüksek bulunursa medüller kanser olasılığı %100’e yakındır. Bu kadar önemli bir gösterge olarak kalsitonin, güvenilir bir tümör belirteçidir (tumor marker’ dır). Bazı bilim adamlarınca, bu nedenle tiroid nodülü olan her hastada kalsitonin ölçümü yapılması tavsiye edilmektedir. Böylece belirti vermeyen gizli kanserlerin (occult) saptanması mümkün olabilmektedir.

Medüller Kanserlerde Ailenin Diğer Fertleri İncelenir: 2 Tür Tiroid Medülleri Kanseri
Tiroid Medüller Kanseri, 2 grupta incelenir. Bu sınıflama, ailenin diğer fertlerinde medüller kanser olup olmadığı esasına dayanır. Eğer ailenin diğer fertlerinden ve yakın kan bağı olan akrabalarında da kanser varsa bu tiroid kanserine “familyal” tiroid medüller kanseri denir.

Bir ailede sadece tek bir kişide tiroid medüller kanseri çıkmış ise bu tiroid kanserine “sporadik” tiroid medüller kanseri denir.

Bu nedenle, bir hastada tiroid medüller kanseri saptanmışsa, mutlak surette aile fertleri de muayene edilmeli, tiroid de dahil tüm vücut organlarına dönük gerekli film, ultrasonografi ve diğer tetkikler ile özel bazı laboratuar testleri yapılmalıdır.

Tiroid Medüller Kanseri İle Birlikte Aynı Anda Diğer Kanserler De Bulunabilir

Tiroid medüller kanseri olan bir hastada aynı anda başka kanserler de bulunabilir. Tiroid dışında ancak tiroid medüller kanseri ile birlikte görülen bu kanserler, hormon üreten diğer organ ve hücrelerde oluşur. Örneğin, tiroid medüller kanseri olan bir hastada aynı anda böbreküstü bezlerinde (adrenal glands), mide-barsak duvarında, akciğerde, istmus isimli organda, pankreasta, hipofizde de tümör görülebilir. Hatta, bu organların dışındaki bir organ veya dokuda da (örneğin testiste) diğer tümörü (kanseri) görebiliriz. Tiroid medüller kanseri dışındaki diğer kanser; tiroid medüller kanserinin yayılmasıyla (metastaz) karıştırılmamalıdır. Tiroid medüller kanseri vücudun başka bir organına veya dokusuna yayılabilir, bu farklıdır. Bu paragrafta açıklanan “diğer” kanser yeni ve başka bir kanserdir; tiroid medüller kanseri ile aynı anda çıkar; buna yayılma (metastaz) denmez.

O nedenle, tiroid medüller kanseri saptanan bir kişinin hem tiroid medüller kanserinin diğer organ ve dokulara yayılması (metastaz) açısından hem de diğer organlarda aynı anda görülen kanser açısından tüm vücudunun kapsamlı tetkiklerle incelenmesi, görüntüleme ve laboratuar testlerine tabi tutulması gerekir.

05 Ağustos 2009 Çarşamba

Tiroit Kanserlerinde Yeni Sorun: Mikrokarsinomlar

Hekim camiasında, tiroid kanserleri 2 cm çapından daha küçük ise ciddiye almama gibi bir alışkanlık vardır. Hatta, tiroid nodülleri eğer 2 cm den daha küçükse, iğne biyopsisi bile yapılmayabileceğini düşünen hekim sayısı az değildir. Tiroid ameliyatlarından sonra eğer bir hastada eğer 2 cm den küçük bir tiroid papiller kanseri saptanırsa başka bir tedavi verilmemekte, özellikle radyoaktif iyot tedavisi uygulanmaktan kaçınılmaktadır.

Peki bu yaklaşım ne kadar gerçekci?

Kanserlerin değerlendirilmesinde kanserin (tümörün) çapı yani büyüklüğü önemli bir kriterdir. Ancak, bazı kanserlerde boyut küçük dahi olsa, eğer yeterli tedavi uygulanmaz ise yayılma yani metastaz görülmektedir. Hatta, yayılmış tümörün boyu ilk çekirdek (primer) tümörden daha büyük olabilmektedir. İşte tiroid'in papiller kanserleri de bu gruba girmektedir. Tiroid papiller kanserleri en sık görülen tiroid kanserleridir ve yeterli tedavi edilmediği takdirde boyun bölgesinde (bölgesel) metastaz sık görülür.

Son yıllarda, tiroid'te 2 cm den daha küçük kanser (mikrokarsinom: mikrokanser) görülme sıklığı artmıştır. Bunun nedenine dönük bilimsel tartışmalar henüz tam bir mutabakata ulaşmamıştır. Daha da önemlisi, tiroid papiller mikro kanserlerinden boyun ve çevre dokulara yayılan metastaz 'ın boyutu bir madalina veya küçük boy bir portakal boyutuna kadar ulaşabilmektedir.

Bu nedenle American Thyroid Association (ATA)'nın bilim dergisi olan Thyroid 'in en son sayısınd ayayınlana 2 ayrı makalede bütün papiller mikrokanserlerin, 2 cm den daha büyük tiroid papiller kanserler gibi aynı şekilde, ciddiye alınarak tedavi edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Sonuç: Bir hastada tiroid kanseri saptandığında, papiller kanserin boyutu ne olursa olsun mutlak surette aşağıdaki standart tedavi uygulanmalıdır:

1.aşama: Tiroid'in tamamı ameliyatla çıkarılmalıdır (total tiroidektomi)
2.aşama: Hastanede yatırılırak 175 miliküri' den daha düşük olmamak üzere radyoaktif iyot tedavisi uygulanmalıdır.
3.aşama: Hasta ömür boyunca tiroksin tablet kullanmalı ve yakın takip altında tutulmalıdır.

Unutmamak gerekir ki tiroid kanseri de bir kanserdir ve yeterli tedavi edilmezse diğer kanserler gibi yayılır ve hastanın hayatını tehdit edebilir.

Tiroid Papiller Mikrokanserlerinde Artış Neden Olabilir?

Tiroid mikrokanserlerindeki artışın nedeni ne olabilir? Tiroid kanserleri üzerinde çalışan bilim insanlarının kafa yorduğu en önemli konulardan biri budur. Bu konuda akla gelen ve öne sürülen bazı nedenler şunlardır:

1) Tiroid kanseri ile ilgili görüşlerde değişiklik olduğu için çoklu nodülü olan (multinodüler)tiroid hastalarında tiroid kanserinin görülebildiği anlaşılmaya başlandı. Eskiden tiroid'teki tek nodüllerde kanser olasılığı daha fazla olarak kabul edilemekteydi. Halbuki, son zamanlarda saptanan tiroid kanserlerinin özellikle de mikrokanserlerin birden fazla nodül içeren tiroid'lerde saptandığı yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Tek nodüllü tiroid'lerde kanser riski yerine çoklu nodüllerde de kanser olabildiği artık kabul edilen bir gerçek. Çoklu nodüllerde ortaya çıkan kanserler daha ziyade mikrokanserlerdir. Tekli nodüllerde ortaya çıkan kanserler daha büyük boyutlu kanserler.

2) Dünyada bütün toplumlarda tiroid iltihapları (tiroidit) görülme oranı artmıştır. Tiroid mikrokanseri saptanan hastalar üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki mikrokanser olan hastalarda tirod dokusunun iltihaplı olduğu anlaşılmıştır. Bu iltihap bizim anladığımız anlamda cerahatli ve mikroplu bir iltihap olmaktan ziyade bağışıklık sisteminin bir hatası ile oluşmuş iltihaplardır (örneğin Haşimoto hastalığı). İltihabi zeminde tiroid mikro kanseri görülme olasılığı artmaktadır.

3) İyotlu tzu kullanımının yaygınlaşması tiroidin diğer kanserlerinin görülmesini azaltırken mikropapiller kanserlerin görülem olasılığını artırdığı yönünde yorum ve makaleler mevcuttur.

4) Çinko eksikliği, selenyum eksikliği, su ve havaya ağır metalların karışması ve artan çevre kirliliği de mikrokanser artmasında öne sürülen olasılıklardandır.

5) Çernobil gibi radyasyon kazalarında ağır radyoaktif maddelerin insanlara ulaşıp geç dönem etkilerini göstermeye başlaması da diğer bir teoridir.

6) Tiroid hastalıklarının daha iyi incelenmeye başlanıp ciddiye alınması ile hastalarda mikrokanserlerin daha sık saptanmış olması da sayılabilecek olasılıklardandır.

Ancak gerçek şu ki mikrokanserler de büyük boyutlu kanserler gibi ciddi yayılma gösteren kanserler olarak kabul edilmektedir.